istanbul

İstanbul Nerededir?

İstanbul Gezi

İstanbul, Türkiye’de yer alan şehir ve ülkenin 81 ilinden biri. Ülkenin en kalabalık, ekonomik, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. Şehir, iktisadi büyüklük açısından dünyada 34., nüfus açısından belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre Avrupa’da birinci, dünyada ise Lagos’tan sonra altıncı sırada yer almaktadır.

İstanbul Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalar arası bir şehir olup, Avrupa’daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya’daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir.

Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarımada üzerinde kurulan İstanbul’un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır. Sınırları içerisinde ise büyükşehir belediyesi ile birlikte toplam 40 belediye bulunmaktadır.

Cumhuriyet dönemi öncesinde egemenliği altında olduğu devletlere yüzlerce yıl başkentlik yapan İstanbul, 13 Ekim 1923 tarihinde başkentin Ankara’ya taşınmasıyla bu özelliğini yitirmiş; ancak ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezi olma özelliğini sürdüregelmiştir.

Karadeniz ile Marmara Denizi’ni bağlayan ve Asya ile Avrupa ‘yı ayıran İstanbul Boğazı’na ev sahipliği yapması nedeniyle, İstanbul’un jeopolitik önemi oldukça yüksektir. Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır. Bu özellikleri yüzünden bölge toprakları üzerinde uzun süreli egemenlik anlaşmazlıkları ve savaşlar yaşanmıştır.

İstanbul’a Nasıl Gidilir?

Şehir içi ulaşım: Minibüs ve otobüslerin yanı sıra, merkezi Aksaray da olan tramway, Taksim ile Hacıosman arasındaki metro, Beyoğlu’ndaki elektrikli tranway sıkça kullanılan şehir içi ulaşım araçlarıdır.

Şehirler arası ulaşım: İstanbul’dan yurdun her tarafına karayolu bağlantısı vardır. Yurtiçi ulaşımının hareket noktası, Anadolu yakasında Harem, Avrupa yakasında Esenler de bulunan uluslararası otogarıdır.

Demir yolu ile ulaşım: İstanbul’dan Ankara, İzmir ile Doğu Anadolu şehirlerine demiryolu bağlantısı vardır. İstanbul’dan yurtdışına Sirkeci- Viyana, Münih, Budapeşte, Selanik, (Eskişehir, Konya, Gaziantep),Halep, (Tatavan, Van), Tahran, Moskova, Bükreş’e tren seferleri bulunmaktadır.

  • Ankara İstanbul arası yaklaşık 452 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 5 saat 40 dakika kadar sürmektedir.
  • İzmir İstanbul arası yaklaşık 564 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 8 saat 15 dakika kadar sürmektedir.
  • Adana İstanbul arası yaklaşık 930 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 11 saat 10 dakika kadar sürmektedir.
  • Bursa İstanbul arası yaklaşık 240 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 4 saat kadar sürmektedir.
  • Kocaeli İstanbul arası yaklaşık 124 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 2 saat 10 dakika kadar sürmektedir.
  • Diyarbakır İstanbul arası yaklaşık 1460 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 17 saat kadar sürmektedir.
  • Samsun İstanbul arası yaklaşık 740 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 9 saat 30 dakika kadar sürmektedir.
  • Gaziantep İstanbul arası yaklaşık 1150 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 13 saat 30 dakika kadar sürmektedir.
  • Konya İstanbul arası yaklaşık 740 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 9 saat 40 dakika kadar sürmektedir.
  • Kayseri İstanbul arası yaklaşık 770 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 9 saat 45 dakika kadar sürmektedir.

İstanbul’a uygun uçak bileti için tıklayınız.

İstanbul’a ne zaman gidilir?

Dört mevsimi bir başka güzel İstanbul’a, yılın herhangi bir zamanı gidilebilir ama şehri gezmek için en ideal aylar ilkbahar ve yaz aylarıdır.İstanbul’da ilkbaharda yağış görünebiliyor ama çoğunlukla hava güneşli ve ılık seyrediyor.

İstanbul’da hava durumu, yaz mevsiminde ortalama 20 derece, kış aylarında ise ortalama 7 derece civarında seyrediyor. Bahar aylarında ortalama 14 derece civarlarında seyreden İstanbul’da en güzel zamanlar, mayıs, haziran, eylül ve ekim aylarında yaşanır.

İstanbul’da nerede ne yenir?

İstanbul’da Sabah Kahvaltısı

Namlı

Karaköy’de iki şubesi bulunan Namlı’da mezeler, peynir ve şarküteri çeşitleri, onlarca zeytin ürünü arasından seçim yapmakta zorlanabilirsiniz. Ayrıca Pastırmalı yumurta siparişi de mutlaka verilmeli. istanbul gezi

Adres: Kemankeş Karamustafa Paşa Mah., Kemankeş Cad.Kat Otopark Altı No:29/A, Karaköy

Tel: 0212 293 6880

http://www.namligida.com.tr

Cuppa

Cihangir halkının en sevdiği kahvaltıcıdır. Karışık meyve suları menüsünde en az yirmi seçenek var. Özellikle Nutellalı French Toast tatlı sevenlerin favorisi.

Adres: Yeni Yuva Caddesi No: 22 Cihangir

Tel: 0212 249 5723

http://cuppacihangir.com/

Mangerie

Boğaz’a nazır menüsünde Eggs Benedict; sucuklu peynirli tost; patates, kurutulmuş domates, parmesanlı omlet seçeneklerinden biriyle ihya olacaksınız. Öğlen saatlerine denk gelirseniz tabuleli tavuk salatası, ızgara bonfile, fırında kuzu leziz. istanbul gezi

Adres: Cevdet Paşa Caddesi 69, Bebek

Tel: 0212 263 5199

http://www.mangeriebebek.com/

Van Kahvaltı Evi

Şehrin her yerinde trend olan Van Kahvaltısı’nın esas üssü Cihangir’de. Olayıysa ortaya serpme gelen küçük tabaklar içinden ekmeğin üstüne mısır unundan yapılma murta, kaymak, bal sürüp mideye indirmek.

Adres: Defterdar Yokuşu 52/A, Cihangir

Tel: 0212 293 643

Kale Cafe

Rumelihisarı’nda önünde kuyruklar bekleyerek oturulan Kale Pastanesi sahanda hellimi parmakları da yiyecek kıvamda yapıyor. istanbul gezi

Adres: Yahya Kemal Caddesi No: 10, Rumeli Hisarı, Sarıyer

Tel: 0212 265 6563

http://www.kalecafe.com/

Ortaköy Cafe&Kahvaltı

Sıcak ev ortamıyla İstanbul’un en iyi kahvaltıcılarından olan Ortaköy Cafe&Kahvaltı, sucuklu menemeni, çiböreği ve mıhlamasıyla çok meşhur…Ortaköy de kumpir ise bir şahane

Adres: Mecidiye Mah. Eski Bahçe Sokak no:33, Beşiktaş

Tel: 0212 259 4002

Ada Kahvaltı

İstanbul’a gidip adaları keşfetmemek olmaz. Özellikle Büyükada, Heybeliada ve Kınalıada, görüp gezilecek yerler bakımından pek çok alternatif sunuyor. Ada Kahvaltı, İstanbul’da nerede yenir sorusunun en keyifli cevaplarından biri. Mis gibi temiz hava da pek acıktırır. Ada Kahvaltı’da tam teşekküllü bir kahvaltı yapmanın şifresi, “Bizim Kahvaltı” siparişi vermek.

Adres: Akdemir Sokak, No:9, Büyükada

Tel: 0216 382 1662

http://adakahvalti.com.tr/

İstanbul’da Öğle Yemeği

House Cafe

İstinye, Kanyon, Teşvikiye, Tünel, Akaretler olmak üzere, İstanbul’un birçok yerinde şubeleri olan House Café’nin en güzel dükkanlarından biri de Ortaköy’de. Yemekler basit: Pizza, makarna, et, salata ayarında. Malzemeler taze. Naneli limonata enfes. istanbul gezi

http://www.thehousecafe.com/

Kantin

Çıtır, incecik açılmış hamur üzerinde gelen armut, somon ya da sebzeler; balık köftesi; taze kekikli levrek; sütlü tel kadayıf. Basit yemekler, enfes lezzetler. Kantin Nişantaşı’nda yaşayanlara verdiği ziyafet sözünü doğru çıkarıyor, menüsü günlük olarak değişiyor. Alt katındaki marketinden eve ekmek, peynir, sos, dolma almak da mümkün.

Adres: Akkavak Sokağı No: 30 Nişantaşı

Tel: 0212 219 31 14

http://www.kantin.biz/

Kırıntı

Siz Nişantaşı ve Bebek’te sonradan açılan şubelerine aldırmayın. Oyunuzu Moda Burnu’nda 1981’de kurulan esas mekandan yana kullanın. Hamburger, sosisli sandviç, patates, tost. Daha lezzetlisini başka yerde bulmak zor.  istanbul gezi

Caferağa Mahallesi, Ferit Tek Sokağı, No: 15 Kadıköy

Tel: 0216 346 07 70

http://www.kirinti.com.tr/

Çiya

Pırasa, yumurta, domates, biber, soğandan yapılan Samsun usulü Çullama ya da pirzola, ayva, salça, baharat, nar ekşisiyle tatlanan Gaziantep usulü Ekşili Taraklı. Sadece İstanbul değil, Türk yemeklerini tatmak istiyorsanız Urfa’dan Antakya’ya; Siirt’ten Kıbrıs’a pek çok yörenin lezzetlerini Çiya’da bulabilirsiniz.istanbul gezi

Adres: Güneşli Bahçe Sokak 43, Kadıköy

Tel: 0216 330 3190

http://www.ciya.com.tr

Güllüoğlu

Seçenekler az, ama enfes. Kıymalı, peynirli, ıspanaklı su böreği; üzerine baklava, sütlü nuriye, şekerpare ya da sarma.

Adres: Mumhane Cad. No: 171 Karaköy

Tel: 0 212 249 96 80

http://www.karakoygulluoglu.com/

Hünkar

Önce küçücük bir dükkandı, şimdi büyüdü. Öğle saatlerinde giderseniz tenha. Beğendili kebap, içli köfte, domatesli pilav spesiyalleri arasında. Tatlılarından ortaya karışık istemek lazım, yoksa diğerinden gözünüz kalıyor. istanbul gezi

Adres: Mim Kemal Öke Caddesi No:21, Nişantaşı

Tel: 0212 225 46 65

http://www.hunkarlokantasi.com/main.asp

Subaşı

Kapalıçarşı’da tur attınız, öğle yemeği için ideal mekan ararsınız: Seçim kolay: kuzu haşlama yanında ıspanak püresi.

Adres: Nuruosmaniye Cad. No: 48-2 Eminönü

Tel: 0212 522 4762

Ara Kafe

Ünlü fotoğrafçı Ara Güler’i günün her saatinde bir sandalyeye kurulmuş olarak görebilirsiniz Ara Kafe’de. Bu durumda müdavimlerin de sanatçılar, fotoğrafçılar ve yaratıcı insanlar olması kaçınılmaz.istanbul gezi

Adres: Tomtom Mahallesi Tosbağ Sok. No.2 Beyoğlu

Tel: 0212 245 41 05 http://kafeara.com/

White Mill

İstanbul’da bahçe içinde mekan çok az. Özellikle yaz ayları için yeşillikler içinde yaşamayı sevenlerdenseniz White Mill’i mutlaka ziyaret ediniz, bize sonra teşekkür edersiniz.

Adres: Susam Sokak No:13 Cihangir

Tel: 0212 292 28 95

http://whitemillcafe.com/

Sultanahmet Köftecisi

Sonradan çıkan onlarca taklidine aldırmayın. Esası Sultanahmet’te. Menüsünde kaşarlı ya da sade köfte, yanında mutlaka piyaz, üzerine de irmik helvası var. O kadar. istanbul gezi

Adres: Divanyolu Caddesi No: 26 Sultanahmet

Tel: 0212 522 97 85

http://www.s ultanahmetkoftesi.com/

İstanbul’da Akşam Yemeği 

Balıkçı Sabahattin

Aynı anda hem turistik hem de yerlilerin sevdiği bir balıkçı Sabahattin. Midyeli pilavı dillere destan, kalkan sezonunda gitmişseniz çok iyi yaparlar. Salataları günlük, taze, bol malzemeli. istanbul gezi 

Adres: Seyit Hasan Kuyu Sok. No:1 Cankurtaran

Tel: 0 212 458 18 24

http://www.balikcisabahattin.com

Yakup 2

İstanbul’un okur-yazar-gazeteci kısmının üssü olarak bilinen Yakup’ta ortaya gelen mezelerden sonra muska böreği siparişi edip, ciğerin yanında kırmızı soğan istemek şart. Yakup’ta yer olmadığı günlerde hemen karşısındaki Asmalı Cavit, bir solundaki Zeytinli ya da yan sokaktaki Refik masalarına kurulmanızı öneririz. istanbul gezi

Adres: Asmalımescit Sok. No:35/37 Beyoğlu

Tel: 0212 249 2925

http://www.yakup2.com.tr/

Hamdi

Her Türk bir gün Hamdi’de humus ve ezmeyi ekmeğe sürdükten sonra; haşhaş kebap, döner, patlıcan kebabı yemenin zevkini tadacaktır. istanbul gezi

Adres: Tahmis Caddesi, Kalçın Sokak No:17 Eminönü

Tel: 0212)528 03 90

http://hamdi.com.tr/tr/eminonu

Jash

Ermeni mezelerinin İstanbul’daki en iyi adresi Jash. Topik, midye dolma, Çerkez tavuğu diye başlayan menüsü, birbirinden güzel et seçenekleriyle devam ediyor. Hafta sonları akordeon eşliğinde şarkılar söyleyebilirsiniz. istanbul gezi

Adres: Cihangir Caddesi No.9 Beyoğlu

Tel: (0212) 244 30 42

http://www.jashistanbul.com/

Zübeyir

Ocakbaşına Zübeyir kuruldu mu, çöp şişler, lor peynirli patlıcan, tarak, kaburga, közde biber-soğan-domates, sırasıyla çıkar, masanıza gelir. istanbul gezi

Adres: Bekar Sk. No: 28 Beyoğlu

Tel: 0212 2933951

https://zubeyirocakbasi.com.tr/

Develi

Kebapçı olmanın hakkını sonuna kadar veren mekan İstanbul’da Develi’dir. Samatya ya da Kalamış’taki şubelerinden hangisinde olduğunuz fark etmez, önden fındık lahmacun ve içli köfte, arkadan zevkinize göre Adana, fıstıklı kebap, Ali Nazik ya da Beyti söylenir.

Adres: Münir Nurettin Selçuk Cad. Kalamış Yat Limanı

Tel: 0216 418 94 00

http://www.develikebap.com/

Karaköy Lokantası

Ahtapotundan, deniz börülcesinden, midye dolmasından, enginarından ya da ciğerinden… Karaköy Lokantası’nda her şey tam da ağzınıza layık. Anlaşılan o ki daha balık faslına gelmeden doyuyor, mutlu oluyor, bir dahaki sefere daha az meze, en çok levrek yiyeceğim diye karar veriyorsunuz. Bir hafta öncesinden rezervasyon yaptırmanızı öneririz. istanbul gezi

Adres: Kemankeş Karamustafa Paşa Mahallesi, İETT Karaköy Durağı

Tel: 0212 292 4455

http://www.karakoylokantasi.com/

Ulus 29

Şef Mert Şeran, mevsimine göre istiridyeyi de masanıza servis edebiliyor, kalkan balığını da! Her şey taze, leziz, manzara ise İstanbul’a tepeden bakan bir konumda.

Adres: Adnan Saygun Caddesi, No:1 Ulus

Tel: 0212 358 2929

http://www.ulus29.com/

Delicatessen

Adından da belli olacağı üzere tam bir şarküteri, Fransız usulü bir bistro burası. Karidesli salatasından sonra, fırında patatesle gelen bir büyük parça bonfilenin tadına varmalısınız. Akşamüstü saatlerde gelirseniz fırından yeni çıkmış kekinden tadabilir ya da Happy Hour kokteyl saatine denk gelebilirsiniz. istanbul gezi

Adres: Mim Kemal Öke Cad. No.19/1 Nişantaşı

Tel: 0212 225 06 04

http://www.delicatessenistanbul.com/

Nusret (Salt Bae)

Nusret’in olayı leziz, az pişmiş, önceden ayırtıp da bekletebileceğiniz türde et! Menüsünde antrikottan pirzolaya, sosisten bonfileye her türlü güzellik var. Akşam geç olmadan gidin, o kadar güzel ki hazmetmek için zamana ihtiyaç duyacaksınız. istanbul gezi

Adres: Çamlık İhsan Aksoy Sokak No: 6 Etiler

Tel: 0212 265 30 37

http://www.nusr-et.com.tr/tr/ana-sayfa.aspx

Set Balık

Gürültüden uzakta, ucuz, samimi, mezesi güzel, balığı enfes, ara sıcakları başka lokantalarda bulunmayacak bir balıkçı arayanlara tavsiyemiz Set’tir. Fiyatlar da gayet makul; ancak kredi kartı geçmez, ona göre hazırlıklı gitmek gerekir. istanbul gezi

Adres: Haydar Aliyev Caddesi No:18, Tarabya

Tel: 0212 262 0411

http://www.setbaliklokantasi.com/

Chilai

Cordon Bleu mezunu, yarı İranlı şef Hazer Amani’nin elinden çıkma mekanın giriş katı bistro, orta kat sushi bar, yukarısıysa fine dining olarak hizmet veriyor.

Adres: Cevdetpaşa Cad. No: 60 Bebek

Tel: (212) 263 63 15

İstanbul’da nerede kalınır?

İstanbul’da Alışveriş 

İstanbul Gece Hayatı

İstanbul Gezilecek Yerler

 

Etimoloji

İstanbul’a çağlar boyunca değişik adlar verilmiştir. Bu kent adları, kent tarihinin farklı dönemleriyle ilişkilidir. Bu adlar tarihsel sırayla, ByzantionAugusta AntoninaNova RomaKonstantinopolisKostantiniyyeİslambol ve İstanbuldur. Bunun dışında tarihte Moğollar Çakduryan, Polonlar Kanatorya, Çekler Aylana, Macarlar Vizenduvar olarak adlandırmışlardır.

Tarihçe

Genel tarih

İstanbul’un tarihi ana hatlarıyla beş büyük döneme ayrılabilir:İstanbul, yerleşim tarihi son yapılan Yenikapı’daki kazılarla bulunan liman doğrultusunda 8500 yıl, kentsel tarihi yaklaşık 3.000, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir.

Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik hâlini almıştır. Uzun zaman dilimleri boyunca her alanda merkez olmayı ve iktidarda kalmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul geçmişten günümüze bir dünya başkentidir.

  • Tarih öncesi çağlar
  • Kuruluş Dönemi ve Byzantion dönemi
  • Konstantinopolis dönemi
  • Konstantiniyye dönemi
  • İstanbul dönemi

Tarih öncesi çağlar

İstanbul’un tarihi üç yüz bin yıl önceye kadar uzanmaktadır. Küçükçekmece Gölü kenarında bulunan Yarımburgaz Mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlandı.

Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ’a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ’a özgü aletlere rastlandı.[38]

Byzantion dönemi

İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından Galata Kulesi, 2010

2008 yılında İstanbul metrosu için yapılan Marmaray tüp geçidi kazıları sırasında Cilalı Taş Devri’nin sürdüğü MÖ 6500’lü yıllara ait kalıntılara rastlanan şehrin,[39][40][41] Anadolu Yakası’ndaki Fikirtepe’de yapılan kazılarda ise Bakır Çağı’nın sürdüğü MÖ 5500-3500 yıllarına ait kalıntılar bulundu.

Bunun yanında Kadıköy’de Fenikelilere ait kalıntılar bulundu. Traklar, kentin yakınlarına MÖ 13. yüzyıl ve 11. yüzyıllarda Semistra kentini kurdu.[43] Kral Lygos zamanında Sarayburnu’na, bugünkü Topkapı Sarayı’nın bulunduğu yerde bir Akropolis kuruldu. MÖ 685’te Megara’dan gelen Yunanlar burada bir koloni kurdu, Kral Byzas’ın hükümsürdüğü MÖ 667 yılında ise Byzantion kuruldu.

Kente Roma İmparatorluğu hakim olunca, kentin adı Septimius Severus tarafından kısa süreliğine oğlunun adı Augusta Antonina kondu,[45] ardından İmparator I. Konstantin zamanında kent Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edildi. Bu sırada Nova Roma olarak değiştirilen kentin adı benimsendi ve 337 yılında İmparator I. Konstantin’in ölümüyle Konstantinopolis’e çevrildi.

Bizans İmparatorluğu dönemi

Bizans Dönemi’nin en önemli eserlerinden Ayasofya, 2004

Bu dönem 324-1453 yılları arasını kapsadı. I. Konstantinus şehri ele geçirip Roma İmparatorluğu’nun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca Roma’nın doğusunun yönetim merkezi oldu. Romalı nüfusu bu dönemde, Romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100.000 kişilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve su tesisleri yapıldı.

Konstantinus’un döneminde şehre Nova Roma dese de; 11 Mayıs 330 da şehrin ismi Konstantinopolis oldu. Döneminde Dünya’nın en büyük katedraliolan Ayasofya’yı 360’ta kuran Konstantin; böylece Roma İmparatorluğu’nun dinini de Hristiyanlık olarak değiştirdi.

Pagan Roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. Her ne kadar; Bizans İmparatorluğu I. Theodosius’un ölümü ile başlasa da; Bizans İmparatorluğu Konstantinus Hristiyanlığı getirmesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir Bizans İmparatoru olarak gördü; 1453’teki çöküşüne kadar da 10 İmparatorunun daha ismi Konstantinus oldu.

Bu dönemde İstanbul’un rolü oldukça stratejikti; Avrupa ve Asya arasında bir kapı oldu. Bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdi. Bu dönemde şehrin ismi “Poli” (şehir) de oldu.

476’da Batı Roma’nın yıkılması sonrasında da; Batı Roma İmparatorluğu’ndaki Romalıların büyük çoğunluğu buraya göç etti ve Bizans İmparatorluğu’nun da başkenti İstanbul oldu. 543’te nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir İmparator I. Justinianus döneminde yeniden inşa edildi.

700’lü yıllarda Sasaniler ve Avarların saldırısına uğrayan şehir; 800’lü yıllarda Bulgarlar ve Arapların, 900’lü yıllarda ise Ruslar ve Bulgarların saldırısına uğradı.

Ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında oldu. Haçlılar tarafından; Dördüncü Haçlı Seferi’nde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalandı; halkın büyük çoğunluğu şehirden kaçtı; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüştü. Bunun sebebi Batı Roma’da büyüyen Latinlerin; Katolik Hristiyanlık anlayışı ile Bizans’taki Ortodoks Hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır. Bu dönem sonrasında, 1261 yılında Paleologos Hanedanından; VIII. Mihail şehri tekrar ele geçirmiş ve Latin’lerin dönemini sona erdirdi.

Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1391’den sonra kuşatılmaya başlandı; en sonunda 29 Mayıs 1453’te Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesine geçti. İstanbul’un fethi, Dünya tarihinde Orta Çağ’ın sonunu simgelemektedir.

Osmanlı İmparatorluğu dönemi

19. yüzyıl sonlarında Galata Köprüsü ve arka planda Yeni Cami, İstanbul.

1896

Bu dönem 1453-1923 yılları arasını kapsadı. 29 Mayıs 1453’te; Osmanlı Padişahı II. Mehmed’in 53 gün süren kuşatması sonrasında; İstanbul Osmanlı’nın 4. ve son başkenti oldu.

Osmanlı’nın ele geçirmesinden sonra; Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı’nın da kurulması ardından birçok okul ve hamam açıldı. Dünya’nın ve İmparatorluğun dört bir yanından insanların taşındığı şehirde Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum oluştu. Bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarıldı.

Fetihten 50 yıl sonra; Dünya’nın en büyük şehirlerinden biri hâline gelen İstanbul’da “Küçük Kıyamet” olarak da adlandırılan; 14 Eylül 1509 İstanbul Depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkıldı ve birçok insan yaşamını kaybetti.[48]

1510 yılında; Sultan II. Beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehri yeniden kurdu. Günümüzde de var olan eserlerin büyük çoğunluğu bu dönemden kaldı. Mimar Sinan’ın camileri ve diğer binaları kurduğu Kanuni Sultan Süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verildi. Lale Devridöneminde; Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1718 yılından itibaren; itfaiye’yi kurdu, ilk matbaayı açtı ve fabrikalar kurdu. 3 Kasım 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlandığı dönemde birçok alanda yenilikler yaşandı.

Haliç’in üzerine köprü; Karaköy’e tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulmasıyla modern bir şehir hâlini alan İstanbul, 1894 yılında Üçyüzon Depremi ile birlikte tekrar büyük bir zarar gördü. I. Dünya Savaşı’nın sonlarında ise 13 Kasım 1918’de İtilaf Devletleri donanmasınca da işgal edildi.[50] İstanbul’un 2500 yıllık başkentlik dönemi 29 Ekim 1923’te sona erdi.

1890’lı yıllarda Galata Kulesi’nden manzara.

Osmanlı ve Bizans kayıtlarında, 1402’de Yıldırım Bayezid döneminde İstanbul’un alınması amacıyla yapılan kuşatma kaldırılırken, yapılan anlaşma gereği bir Türk (Müslüman) mahallesi kurulması şartına uygun olarak Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav Sirkeci’ye yerleştirildi.

Cumhuriyet dönemi

Cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar oldu. 1900’lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927’de 690.000’e düştü, 1935’te 740.000 ve 1945’te tekrar 900.000’e ulaştı.

1950’lerde Balkanlar’dan göç alan şehirde, bu dönemde şehirleşmede gecekondular ön plana çıkmaktadır. 1960’larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başladı. 1970’lerde ise hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazandı.

Bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiğin artması Boğaziçi Köprüsü’nün yapılmasında etkili oldu ve ulaşımda önemli bir noktaya varıldı.

İstanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı iken 1980’de 60 kilometre yarıçapa ulaştı. 1990’ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlandı ve sonucunda İETT’nin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalıştılar. 70’li yıllarda eski hızı ile olmasa da imar faaliyetleri canlanan şehirde 1973 yılında Boğaziçi Köprüsü açıldı.

İstanbul, 1984 yılında çıkarılan 2972 sayılı kanun[53] ve 195 sayılı kanun hükmünde kararname sonucu Ankara ve İzmir ile birlikte büyükşehir unvanı kazandı. Aynı yıl çıkarılan 3030 sayılı kanun ile büyükşehir ve ilçe belediyeleri statüleri netleşti. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.

Coğrafya ve çevre

İstanbul Boğazı’nın uydudan görünümü.

İstanbul 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Batıda Çatalca Yarımadası, doğuda Kocaeli Yarımadası’ndan oluşur. Kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi ve ortada İstanbul Boğazı’ndan oluşan kent, kuzeybatıda Tekirdağ’a bağlı Saray, batıda Tekirdağ’a bağlı Çerkezköy, Çorlu, güneybatıda Tekirdağ’a bağlı Marmaraereğlisi, kuzeydoğuda Kocaeli’ne bağlı Kandıra, doğuda Kocaeli’ne bağlı Körfez, güneydoğuda Kocaeli’ne bağlı Gebze ilçeleri ile komşudur. İstanbul’u oluşturan yarımadalardan Çatalca Avrupa, Kocaeli ise Asya anakaralarındadır. Kentin ortasındaki İstanbul Boğazı ise bu iki kıtayı birleştirir. Boğazdaki Fatih Sultan Mehmet , 15 Temmuz Şehitler ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri kentin iki yakasını birbirine bağlar. İstanbul Boğazı boyunca ve Haliç’i çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur.

Havadan İstanbul’un kalbi

Yer şekilleri

İstanbul’un kurulu olduğu Çatalca ve Kocaeli yarımadaları aşınmış birer platodur. Bu platoların ortasından kabaca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda İstanbul Boğazı geçer. İstanbul Boğazı’nın oluşumu ile ilgili bilimsel olarak kesin kabul görmüş bir açıklama yoksa da, açıklamalar içinde en yaygın olanı; jeolojik açıdan İstanbul Boğazı’nın deniz suları ile dolmuş bir fay çöküntüsü olduğudur.

Buna göre, MÖ 20.000 ilâ 18.000 yılları arasında, Buzul Çağı sonlanmış ve dünyanın büyük bölümünü kaplayan buz kütlelerinin erimeye başlamıştır. Binyıllarca süren bir erime sürecinin sonucunda, MÖ 8.000 ilâ 7.000’lerde Akdeniz’in suları ilk hâlinden yaklaşık 150 metre daha yukarı çıkmıştır.[61] Deniz seviyesindeki bu büyük ölçekli artış nedeniyle Akdeniz’in suları Marmara’yı basmış; Marmara Denizi’nin suları da devam eden yükselmeler sonucunda Karadeniz ile birleşmiştir.

Boğaz’ın derinliğinin kuzeyden güneye azalma göstermesi, geçmişte kuzeydeki bu yükseltilerin Marmara’nın sularına karşı bir set görevi gördüğü ve bunların deniz seviyesindeki yükselmeyle aşıldığı savını güçlendirmektedir.[61]

İstanbul genelinde kayda değer yükseltilere de rastlanmaz. Şehirdeki en yüksek üç nokta sırasıyla 537 metrelik Aydos Tepesi, 438 metrelik Kayış Dağı, 442 metrelik Alemdağ’dır. Şehrin topraklarının %74’ünü platolar, %9,5’ini ovalar, %16,1’ini ise alçak dağ ve tepeler kaplamaktadır.[62] Şehrin en önemli gölleri olan Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleri birer lagündür.

İstanbul Boğazı’ndaki Haliç, Tarabya ve İstinye koyları ise şehirde ria tipi kıyının en iyi örnekleridir.[62] İstanbul kıyıları son biçimini 10.000 yıl önce gerçekleşen su yükselimleriyle almıştır. Şehirde, Marmara Denizi ve Boğaz’da irili ufaklı 11 adanın yanı sıra, Karadeniz’de ufak kayalıklar ve Haliç’te Bahariye Adaları yer alır.

Bitki örtüsü

Heybeliada’da kızılçam ormanları ve Heybeliada Sanatoryumu
Kuzey Anadolu Kırığı’nın İstanbul’da ve Türkiye’de konumu.

İstanbul’un coğrafi özellikleri ve toprak koşulları orman oluşumlarına olanak verir niteliktedir. Ancak şehir içinde ormanların ve ormanlarda görülen ağaç türlerinin dağılımı düzensizdir.

Karadeniz’e yakın kuzey kesimlerde ve tepelerin kuzeye bakan yamaçlarında humuslutoprakların varlığı nedeniyle buralarda nemcil ormanlar gelişmiştir.[63] Güney bölgelerde ve güneye bakan yamaçlarda ise kuraklığa dayanıklı ormanlar görülür.

İstanbul’un en önemli ormanları Belgrad Ormanı, Aydos Ormanı ve Kayışdağı Ormanı’dır. İstanbul’daki orman arazilerinin yüzölçümü 240.960 hektar ağaçlıklı; 294.299 hektar da açıklık olmak üzere toplam 535.259 hektardır.

Genel olarak İstanbul’un her iki yakasında da görülen ağaç ve çalı türleri arasında adi gürgen, adi kızılağaç, adi fındık, doğu kayını, mor çiçekli ormangülü, akçaağaç, muşmula ve ıstranca meşesi sayılabilir.

Doğal ormanların bozulduğu ya da tahrip edildiği bölgelerde psödomaki oluşumları gözlenir. Kuzeyde, Karadeniz yakınlarında görülen psödomakiler, bölgenin toprak yapısı ve iklim özellikleri nedeniyle olağandan çok daha boylu ve gürdür.

Son yarım yüzyılda şehirdeki orman varlığı nüfus artışıyla paralel olarak gerilemiştir. Boğaz’a yapılan köprüler nedeniyle şehrin öngörülen doğu-batı doğrultusundaki genişlemesi kuzeye kaymış; bu nedenle orman arazileri yeni yerleşim bölgeleri oluşturmak adına tahrip olmuştur.

Yapılması planlanan üçüncü boğaz köprüsü çevreci gruplar tarafından şehirdeki orman varlığına zarar vereceği gerekçesiyle eleştirilmektedir.

Kent büyüdükçe merkezden gitgide uzaklaşan ormanlardan geriye bugün kent koruları kalmıştır.[66] Etrafı çevirilmek suretiyle koruma altına alınan bu yeşil alanların pek çoğu günümüzde kamuya ait olup halka açık rekreasyon alanı olarak hizmet vermektedir. Özellikle Boğaziçi sırtlarında yoğunlaşan kent koruları İstanbulluların en uğrak mekânlarındandır. Avrupa Yakası’nda Yıldız, Naile Sultan, Naciye Sultan, Prens Sabahattin, Emirgân ve Ayazağa koruları; Anadolu Yakası’nda Beykoz, Mihrabad, Küçükçamlıca ve Validebağ koruları İstanbul’da en bilinen korulardır.[66]

Jeoloji

İstanbul’a, yakın yerde bulunan Kuzey Anadolu Fay Hattı, Kuzey Anadolu’dan başlayarak Marmara Denizi’ne kadar uzanır.[67] İki tektonik plaka olan Avrasya ve Afrika birbirlerini iterler ve buda fayın hareket etmesine sebep olur. Bu fay hattı nedeniyle bölgede tarih boyunca çok şiddetli depremler meydana gelmiştir.[68] 1509 yılında meydana gelen Büyük İstanbul Depremi bunun en büyük örneğidir. Bu deprem İstanbul’da, 100 caminin yıkılmasına ve 10 bin insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. 1766 yılındaki depremde ise, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Eyüp Sultan Camii ve Kapalıçarşı gibi yapılar büyük hasar aldı. 1999 Gölcük depreminde de 18 bin insan ölmüş ve birçok insanda evsiz kalmıştır.[69] Sismolojistler, 2025 yılından önce 7 büyüklüğünde bir depreminde olabileceğini belirtmektedirler.[70]

İklim

İstanbul’un iklimi, Türkiye’de Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösteren bir iklimdir, dolayısıyla İstanbul’un iklimi ılımandır.[71]

İstanbul’un yazları sıcak ve nemli; kışları soğuk, yağışlı ve bazen karlıdır. Nem yüzünden, hava sıcak olduğundan daha sıcak; soğuk olduğundan daha soğuk hissedilebilir. Kış aylarındaki ortalama sıcaklık 2 °C ile 9 °C civarındadır ve genelde yağmur ve karla karışık yağmur görülür.[71] Kar da yağar. Kış aylarında bir iki hafta kar yağabilir. Yaz aylarındaki ortalama sıcaklık 18 °C ile 28 °C civarındadır ve genelde yağmur ve sel görülür.[71]

En sıcak aylar Temmuz ve Ağustos aylarıdır ve ortalama sıcaklık 23 °C dir, en soğuk aylar da Ocak ve Şubat aylarıdır ve ortalama sıcaklık 5 °C’dir.[71] İstanbul’da yılın ortalama sıcaklığı 13,7 derecedir.[71]

Toplam yıllık yağış 843,9 mm’dir ve tüm yıl boyunca görülür.[72] Yağışların %38’i kış %18’i ilkbahar, %13’ü yaz, %31’i sonbahar mevsimindedir. Yaz en kuru mevsimdir, ama Akdeniz iklimlerinin aksine kurak mevsim yoktur. İstanbul 1994 yılına kadar susuzluk çekmiştir fakat alınan önlemlerle herhangi bir su sıkıntısı kalmamıştır. Bunlardan biri Melen projesidir.

Şu ana kadar en yüksek hava sıcaklığı; 12 Temmuz 2000’de 40.5 °C olarak kaydedilmiştir. En düşük hava sıcaklığı ise; 9 Şubat 1929’da -16.1 °C olarak kaydedilmiştir.[73]

Şehir oldukça rüzgârlıdır; rüzgârın ortalama hızı saatte 17 km dir.

Turizm

İstanbul’un tarihi, anıtlar ve yapıtların fazlalığı ve Boğaz’a sahip olması nedeniyle gözde turizm merkezlerinden biridir. Turistler arasında en büyük pay Almanlara aittir. Almanları Ruslar, Amerikalılar, İtalyanlar ve Fransızlar izler. 2011 yılında kente 8 milyon 58 bin turist gelmiştir.[136] İstanbul’da her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür. 5 yıldızlı zincir otellerden, butik aile işletmesi otellere kadar 1180’den fazla otel bulunmaktadır. Son yıllarda dünya çapında isim yapmış zincir oteller İstanbul’a yoğun ilgi göstermektedirler.

Binlerce yıldır, değişik insan topluluklarına yurt olan İstanbul topraklarının hemen her yöresinde, tarihin çeşitli dönemlerinden kalma tarihî eserlerle karşılaşmak mümkündür. Envanterlerde kayıtlı binlerce tarihî eser arasında, kent duvarları, saraylar, kasırlar, camiler, kiliseler, sinagoglar, çeşmeler ve konaklar bulunur.

2009 yılı istatistiklerine göre İstanbul, Antalya’dan sonra en çok turist ağırlayan ildir.[137] 2009 yılı içinde ile hava, kara ve deniz yoluyla giriş yapan turist sayısı 7,5 milyonun biraz üzerindedir.[137] Bunlar içinde %13,1’lik payla Almanlar birinci, 6,7’lik payla Ruslar ikinci sırada bulunur.[138] İstanbul’un ağırladığı ilk turist kafilesi, 1863 yılında Sergi-i Umumi-i Osmani’yi ziyaret için gelmişti.[139][140] Daha sonra İstanbul’un demiryoluyla Avrupa’ya bağlanmasıyla turist sayısı daha da artmış, artan konaklama talebini karşılamak için İstanbul’un ilk oteli Pera Palas kurulmuştur.[140]

İstanbul’da 2009 verilerine göre işletme belgeli 371 konaklama ve 405 eğlence tesisi bulunmaktadır.[138][141] İstanbul’da pek çok müze bulunmaktadır ve bunlar içinde özel müzeler de vardır. 2009 yılında yalnızca devlet müzelerini 6,179,556 kişi ziyaret etmiştir.[120] Ziyaret edilen mekânlar arasında 2,932,429 kişi ile Topkapı Sarayı başı çekerken, onu 2,444,956 kişiyle Ayasofya Müzesi izlemiştir.

İstanbul’un tarihsel merkezi konumundaki Fatih ilçesi (Tarihî yarımada), Haliç çevresi yerleşimleri Beyoğlu ve Eyüp; Boğaziçi’nde Beşiktaş ve Sarıyer; Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar ve Adalar ilçeleri İstanbul’un tarih turizmi açısından zengin merkezleri arasında yer almaktadır. Doğa turizmi içinse Beykoz, Şile, Adalar ve Sarıyer’de ilgi çekici adresler vardır.

Önemli mekânlar

Yapılar

İstanbul Surları

Ana madde: İstanbul Surları

İstanbul Surları

İstanbul’un etrafını çeviren surlar tarihte 7. yüzyıldan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı 408’den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu’ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray’a bu taraftan ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule’ye, Yedikule’den Topkapı’ya, Topkapı’dan Ayvansaray’a uzanıyordu.[198] Surların uzunluğu 22 km.’dir . Haliç surları 5.5 km., kara 6,5 km., Marmara Surları ise 9 km.’dir.

Kara surları üç bölümden oluşur. Hendek, dış sur,iç sur. Hendekler bugün tarım alanı olmuştur. Sura bitişik ve 50 m. aralıklarla kara surları tarafında, birçoğu yıkılmış, çatlamış durumda 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, boydan boya uzanan sur duvarlarından 10 metrelik çıkıntıda, çoğunlukla kare planlı ve 25 metre yüksekliğindedir.

Dolmabahçe Sarayı

Haliç

Beylerbeyi Sarayı

Topkapı Sarayı

Yıldız Sarayı

Çırağan Sarayı

Galata Kulesi

 

Meydanlar

Taksim Meydanı

Taksim Meydanı

Write a Review

Click to rate

Write a Review

Click to rate

Claim This Listing